Yeni travesti sitelerimiz için şehirler bölümü

Travesti modellerimizi görmek için şehirleri seçerek ve yönergeleri takip ederek ilerleyebilirsiniz. Gerçek modeller için travesti kelimesine tıklayınız

sakarya travestileri izimit modellerimiz için kocaeli travestileri tıkla ve diğer şehirlerden samsun travestileri tatil yörelerimizden bodrum travestileri ve marmaris travestileri ve akdeniz bölgesinden antalya travestileri diğer az model bulunan illerimizden ısparta travestileri tam karadeniz bölgesi sayılmasa da bolu travestileri Bu arada en çok modelimizin bulunduğu istanbul travestileri ve onların ilçelerinden şişli travestileri ile beylikdüzü travestileri istanbulun önemli semtlerinden bakırköy travestileri, birde istanbulun anadolu yakası olan anadolu yakası travestileri gibi illerimizi görmek için şehirlere ve bölgelere tıklayınız. Tüm modelleri görmek için girdiğiniz sitede modeller bölümüne veya oradaki şehirlere tıklayarak görebilirsiniz. Ayrıca anadolu yakası travestileri diğer linki, Birde alanya travestileri ile güneye inersek hatay travestileri diğer adıyla iskenderun travestileri, daha yukarıları çıkarsak balıkesir travestileri en yukarılarda çorlu travestileri, daha doğuya gidersek eğer malatya travestileri ile öne çıkan şehirlerimiz için siteye gidiniz.

Travesti Siteleri olmak zorundamı?

travesti
travesti siteleri olmak zorundamı?

Türkiyede bir çok ilde travesti arkadaşlarımız bulunmakta. Bu şehirlerin başında en çok
istanbul Travestileri, Ankara Travestileri, Bursa, Antalya Travestileri, Marmaris, Şanlıurfa, Alanya, Konya, Bodrum, Eskişehir, Tekirdağ, Bolu, Hatay, Sakarya, Fethiye, Gebze, Kocaeli, Adana, Sivas, Afyon, Trabzon, Gaziantep, Uşak, Ordu, Van, Sinop, Çanakkale, Samsun, Balıkesir, Diyarbakır, Didim, İstanbul-Anadolu Yakası, Kuşadası, Denizli, Kayseri, Tokat, Mersin, İzmir, Kahramanmaraş gibi iller gelmektedir. Bu kadar ilde travesti bulunmakta iken neden internet sitelerinde travesti olmasını engelliyorlar anlamış değiliz. Bu travestiler daha önce yokmuydu? tabiki varlardı ve daha çok göz önündelerdi. Şimdilerde internette oldukları için dışarda fazla görmemektesiniz. Son zamanlarda sitelerin sıklıkla kapanmaya başlamasından dolayı, istanbul E5 karayolunda sıklıkla rastlamaktasınızdır. özellikle beylikdüzüne doğru akşamları arabanızla gidiyorsanız, karşılamanız mümkündür, tabiki harbiye, şişli, avcılar, fındıkzade, mecidiyeköy, kartal, üsküdar, kadıköy, şirinevler, halkalı, bakırköy, aksaray gibi semtlerde de görmeniz mümkündür. Temennimiz arkadaşlarımızın Türkiyede seks işçiliği yerine, aktif görevlerde bulunacağı görevler de, meslekler de görmek fakat bu şimdilik mümkün değil.

Ceketler yine moda

Bu sene de yaz akşamlarının vazgeçilmezleri ceketler olacak gibi görünüyor. Özellikle şişik bel ve kol kısımlarında lastik olan ceketler çok moda gibi yoksa dolabınızda öyle bir ceketiniz yok mu? Demek ki alış veriş vaktiniz gelmiş. Hazır hafta sonu gidelim alalım. Hem değerli İstanbul travestilerinden ben de fikir alır kendime bir ceket alırım. Bu yeni tarz ceketler her stile uyabilen, günün her saatinde giyilebilen, terletmediği gibi kumaşının ipek olması nedeniyle de giyenin rahat etmesini sağlıyor. 70’lerde ünlülerin üzerinden çıkarmadığı, öğle güneşinin altında bile stiline dahil ettiği ipek bomber ceketlerle sıkça karşılaşacağınız gibi görünüyor. Ayrıca dev gibi çiçekleri olan, pullu işlemeli ceketlerde çok moda bana dediğim gibi yetmişleri hatırlatıyor bu ceketler eski Türk filmlerinden çok görmüştüm demek ki giymek de nasip olacakmış. Şimdilerde sadece dünyaca ünlü markalar değil, hızlı tüketim markalarının da vitrinleri süsleyen bomber ceketlerine göz attığınızda sadece ipek ya da desenli olmadıklarını, bunların yanı sıra dev çiçeklerle bezendiklerini, pullarla parıldadıklarını, işlemelerle gelecek sezonlara da etki edeceklerini görebilirsiniz. Ceketleri atın parçası haline getiren Kim Kardashian, Ellie Goulding, Olivia Palermo gibi ünlüler, bu ceket tasarımlarına sezonun trendi olarak bakmıyorlar. Bomber ceketlerin yükselişinde sportif stilin de çok büyük etkisi var. Ceketler özellikle mini bir elbise ya da kısa bustiyerlerle giyildiğinde hayli çekici duruyor. Lacivert, haki ve beyaz renkleri ile öne çıkan ceketler, katlı kesim elbiseler, örgü trikolar ve pijama pantolonlar sokakları arşınlıyor. Bana soracak olursanız özellikle şişman kadınlar bu şişme ceketlere çok sarkmasınlar derim çünkü iyice şişman gösterdiklerine eminim. En iyisi biraz kilolu olanlar daha yapışan tarz uzun ceketleri tercih etsinler. Sonuçta her modaya uymak zorunda değiliz zaten moda bence insanın kendine yakışanı giymesidir. 2016 yazının 70’lerin etkisi altına gireceğinin işaretleri uzun zamandır ortadaydı. Baharın ilk günlerinde bomber ceketiyle dikkat çeken model ve blogger Ferragni’nin arkasından Kendall Jenner, Gigi Hadid gibi modeller de bu akıma duyarsız kalmadı. Moda zaten önce ünlülerin üzerinde boy gösteriyor sonra onlarda gören bizler alıyoruz. Reklam yapmak da böyle bir şey işte sevgiler İclal.

Stres yapma

Stres yapmayın diye başlık attım ama işin doğrusu ben bile pek inanamadım. Nasıl olacak da bu Ülkede stressiz sinirsiz bir gün geçecek. Özellikle gelişen teknoloji hem iyi hem kötü etkiliyor bizi en başında stresin birinci nedeni diyebiliriz. Eski insanların basit hayatlarını özler olduk. Kendi yarattığımız düşmanlar bize meydan okurken onlarla savaşmak için bütün gücümüzü kullanıyoruz. Günümüzde, insanların değer olarak atfettiği birçok şey; insanın sonradan sahip olduğu ve sonsuza kadar onunla kalacağının garantisi olmayan şeylerden oluşuyor ne yazık ki… İnsanlara, en çok maddi değerlere göre saygı duyulan günümüz dünyasında, sahip olduğumuz değerleri elimizde tutmaya devam etmek, onları korumak bile başlı başına bir sorun ve stres kaynağı oluyor insan için. Maddiyatı elde ettiğimiz işimizi kaybetmekten çok korkuyoruz mesela çünkü para olmazsa bir hiç oluruz düşüncesine kapılıp gidiyoruz. Sanki para olmayınca değersiz görüleceğiz ki aslında biraz öyle olduk. Çalıştığımız iş değişebilir, maaşımız düşebilir, bize sosyal statü sağlayan evliliğimizin bitmesiyle prestijimizde bir azalma olabilir, işsiz kalabiliriz… Hayatımız, yalnızca birkaç gün içinde tamamen değişebilir! O yüzden, sahip olduğumuz maddesel değerler için sürekli kaygı duymanın ve korkmanın; olacak olanın “olmasına” engel teşkil etmeyeceği açıktır. Uyandığımız andan itibaren, birçoğumuz için günlük hayat maratonu başlıyor. Bu koşturmanın dozajı, büyük şehirlerde yaşayanlar için daha da yüksek oluyor: işe yetişme telaşı, günlük iş stresi, iş yerindeki kaçınılmaz rekabet, sorumluluklarımız, evde, iş yerinde ve diğer sosyal ortamlarda kendini doğru ifade edebilme çabası, yanlış anlaşılmaktan ne çok korkuyoruz. Çince ‘de stres kelimesi tehlike ve fırsat kelimelerinin sembollerinin bir karışımıdır. Bu sembole göre her problem, çözümünü de kendi içinde saklamaktadır. Stres altında olduğunuz her an enerjinizi hem yıkıcı hem de yapıcı olarak kullanma potansiyeline sahipsiniz demektir. Kısacası stres altında iken aslında en cesur olduğumuz her şeye gücümüz olduğu andır o halde bu durumu olumlu kullanmalı ve stresi bir başarı hikayesine çevirmeliyiz. En azından denemekten bir şey çıkmaz. Stresi kendi silahıyla vurup yok etmeye ne dersin? Hadi stresi alt et. Sevgilerimle İclal.

Kemikleriniz için

Kadınların belli bir yaşı geçtikten sonra en büyük sorunu kemik erimesi oluyor sanırım. Bu nedenle doktora giden kadınlara hep süt ürünlerini daha fazla tüketen doktorlar basit bir reçete ile eve gönderiyorlar. Peki ama sadece süt ürünleri tüketmek bu amansız erimeyi durdurabilir mi? kemiklerinize en iyi gelen madde kalsiyumdur. Kalsiyumu süt ürünlerinden alabilirsiniz ama birçok sebze de kalsiyum içerir. Özellikle koyu yeşil yapraklı sebzeler yüksek oranda kalsiyum içerir. Örneğin Brüksel lahanası, roka, ıspanak gibi… Bunun yanı sıra koyu yeşil yapraklı bitkiler içeriklerindeki K vitamini sayesinde osteoporoz (kemik erimesi) riskini azaltır. Kemiklere iyi gelen bir diğer sebze de patatestir. Eğer magnezyum seviyeniz düşükse D vitamini eksikliği yaşayabilirsiniz. Potasyum kemiklerinizden kalsiyumun süzülmesini sağlayan asidi nötralize eder. Her ikisini de vücudunuza almanızın yöntemi orta seviyede fırında pişmiş tuzsuz patatestir. Bir adet küçük tatlı tuzsuz patates 31 mg magnezyum ve 542 mg potasyum içerir. Patates işin açıkçası beni de çok şaşırttı biz patatesi hem kilo yapar sadece nişasta barındırır biye biliyorduk. Oysa patates kızartma olmaması şartıyla pek çok derdin de devasıymış. Eğer kemiklerinizin güçlenmesi için meyveye ihtiyacınız varsa market listenizin en başında incir yer almalı. Beş adet orta boy incir ortalama doksan gram kalsiyum içerir. Ayrıca potasyum ve magnezyum gibi iskelet yapınızı koruyan maddeler de içerir. Taze inciri mevsiminde tüketmenizi mevsim dışında ise aktardan kuru olarak alıp tüketmenizi tavsiye ederim. İncir için çıkan kilo aldırıyor yok şekeri tetikliyor gibi hikayelere de inanmayın dünyanın en eski meyvesi incir ve üzümdür. Soya sütü, hindistan cevizi sütü ve badem sütü gibi bitkisel sütleri evinizde de yapabilirsiniz fakat içlerindeki kalsiyum ve D vitaminini kaybetmelerine neden olabilir. Bu nedenle marketlerde içlerine ekstra kalsiyum ve D vitamini eklenmiş olanları tercih edebilirsiniz. Bir avuç badem gerekli olan kalsiyumu almanızın en kolay yoludur. Bir avuç badem yaklaşık yüz on iki miligram kalsiyum ve yirmi dört miligram potasyum içerir. İçerdiği diğer maddeler de kemik sağlığınız için çok yararlıdır. Kemiklerinize iyi bakın sağlıkla kalın İclal.

Gerçekten sen haklısın

İnsan dediğin bir kere bile olsa hatasını kabul etmek istemez. Her zaman haklı olmak için çabalar. Hep biz haklıyız ve biz masumuz. Bütün dünya bizim haksız olduğumuzu söylese ne çıkar. Ayağımıza taş dokunsa, elimize diken batsa, suçlu bizden başka herkestir. Başına ne gelse sen den değil başkalarından kaynaklıdır tabi eğer iyi bir şey ise bu senin eserindir. Bir tartışma, kavga mı var? Suçlu hep karşı taraftır! Yol mu bozuk, ya da yok mu? Suçlu devlettir! Okul, elektrik, su mu yok? Ya da sel, deprem, yangın mı oldu? Kekimiz bile tutmasa, yemeğimiz lezzetli olmasa, un kötü-malzeme bozuktur hep! Kendimize toz bile kondurmayız kafamızda bir suçlu yaratmak hiç de zor değildir. Aslında bir düşünebilsek bu kısır döngüden kurtulup kendimizin eksik yanlarını bulup çıkaracağız ve eminim böyle daha mutlu olacağız. Biz sütten çıkmış ak kaşığızdır ya hep. Asla toz kondurtmayız üstümüze, asla! Velhasılı hiç alışmamışız kendimizi sorgulamaya. Hep suçu birilerine atmışız, atacak bir suçlu aramışız ya da. Belki de bu yüzden olamayışımız! Basit örnekleri kendinizce geliştirip, çeşitlendirin. Hepsi aynı hesap, tek yön maalesef ne diyelim. Bütün yollar “ben”e çıkıyor. Bu benlik duygusundan kurtulamadığımız sürece biz olmayı öğrenemeyeceğiz ve en kötüsü dünya artık daha zor bir yer oldu. Bu hale getirmek için el ele verip çabaladık. Bir kere olsun empati yapmayı denemedik bile denemeye de niyetimiz yok görünüyor. Evet kardeşim sen haklısın herkesin namussuz olduğu yerde ben namuslu olmuşum ne değişir diye düşünüyorsun. Oysa dostuna kavuşmak için yola çıkan karınca misali dostun yolunda ölmeye de korkuyoruz. Karıncadan ders alamayan, arılarla bir olamayan bir nesil bakalım sonumuz nereye varacak. En son yitip giden bizden hangi güzel duygu olacak. Acaba o hep gayrımızı suçlayan-işaret eden parmağımız, ne zaman “bizi” gösterecek? Duyuyor musunuz aslında; “Sen! Sen! Sen!” derken, “Ben! Ben! Ben! “Çığlıkları hep bunlar? İçimizdeki ilah yanımızın sesi yani duymasını bilene çığlık çığlık haykırıyor. Bilmeyen ne yapsın hala ben diyor da başka bir şey demiyor. Sevgilerimle İclal.

Hamburger gerçeği

Beslenme alışkanlıklarımız öyle hızlı değişti ki hızına yetişmek neredeyse imkansız hale geldi. Mesela Yaprak sarmasından, tarhana çorbasından vazgeçip ayak üstü yenilen hamburgere geçiş yaptık. Lezzetli ve hızlı tüketilen bu yiyecek bakın insan vücuduna nasıl zararlar veriyor bu yazıdan sonra hala o ürünü satan yerlerde kuyruğa girecek arkadaşlar varsa bir daha düşünün diyorum. Fast Food ürünleri, beslenme ihtiyaçlarımızı gidermek için akıl almaz derecede kolaylık sağlayan ve lezzetiyle defalarca tüketmemizi sağlayan ürünlerdir. Ancak bu ürünler lezzetli olmalarının yanı sıra her zaman vücudumuz için ihtiyaç duyulan enerjiyi karşılama konusunda iyi olmayan seçenekler arasında yer alır. Bir hamburger yedikten yaklaşık 10 dakika sonrasında insan vücudunda bütün metabolik faaliyetler normal ve düzgün bir biçimde işler. Ancak tüketmiş olduğunu hamburgerin yüksek kalori içermesi sebebiyle kısa bir süre sonra vücutta kan şekeri hızla yükselmeye başlar. Tükettiğimiz hamburger sonrası iyi hissetmemizi sağlayan nörotransmitter dopamin gibi kimyasalların beyinde salgılanması/artması ile birlikte kendimizi yediğimiz hamburgerin ne kadar da lezzetli olduğunu düşünürken bulabiliriz. Hamburger tüketiminin 20-30 dakikalık bir süreç sonrasında ise dopamin düzeyi aşağı doğru inmeye ve azalmaya başlar. Hamburgerin içinde bulunan yüksek fruktozlu  mısır şurubu ve sodyum minerallerinin etkinliğinde vücudumuz, yediğimiz hamburgere karşı daha şiddetli bir arzu duyar. Bir tane yedikten sonra ikinciyi isteyen Ankara ve İstanbul gibi büyük şehirlerde yaşayanlar bu yazıyı özellikle siz büyük şehir mağdurları için yazıyorum. Akşam eve gidip yemek hazırlamak yerine hemen alış veriş merkezlerindeki fast- food mekanlarına gidiyorsunuz. Bu durum ilerleyen süreçte obezite, şeker ve kalp rahatsızlıklarına sebebiyet verebilir. Daha sonra, sodyum mineralleri (yaklaşık 970 miligram kadar) vücudumuzda dehidrasyona sebep olur ve böylece böbreklerimiz ve kalbimiz daha hızlı çalışır. Kan basıncının yükselmesi ile birlikte tatlı yeme isteği hasıl olur. Aradan geçen 40 dakika sonrasında ise vücudumuz muhtemelen, belirttiğimiz şekerli yiyeceklere karşı hala şiddetli bir arzu duyacaktır. Ve netice itibariyle kan şekeri düzeyinde meydana gelen kayıplar bizi abur cubur olarak ifade edebileceğimiz yoğun şeker ihtiva eden ve olduğundan daha çekiciymiş gibi görünen yiyecekleri yemeye sevk edecektir. 50-60 dakika geçtiğinde ise yavaş bir sindirim periyodu başlar. Ancak yediğiniz hamburgerin içerisinde hayvansal ve trans yağlar kullandığı için bu yağların sindirimi 3 günü bulabilir. Gözünüzü seviyim evinizde bir tas çorba için bu yiyecekleri yemeyin. Sevgilerimle İclal.

Ucuz tatilin yolları

Malum yaz kapıda bu kış paramızı daha etkili kullanalım daha fazla yer gezelim istiyoruz değil mi? O halde sizin için yaptığım çalışmayı okumaya başlayın. Ekonomik tatil nasıl olur anlattım hatta yurt dışı seyahat imkanı bile var bu yazımda değerli travesti dostlarım nereye istiyorsanız oraya gidin.

Tatil masrafları daha tatile gitmeden biletlerin alındığı andan itibaren başlar. Eğer tatili ucuza getirmek istiyorsanız kesinlikle ulaşımdan başlamanız gerekiyor. Havayolu şirketlerinin fiyatlarının yaz döneminde pahalandığını ve özellikle de tatil merkezlerine uçuş fiyatlarının arttığını unutmayın. Gideceğiniz ülke ya da şehre ucuz bilet bulmak için Skyscanner, Airfarewatchdog gibi siteleri takip edebilirsiniz. Unutmayın bu işe ne kadar erken karar verip ne kadar erken başlarsanız o kadar kârlı çıkarsınız. Cruise olarak bilinen gemilerle yapılan turistik amaçlı geziler, kumar, spa ve içki keyfi yapmaktan feragat etmek isteyenlere, yeni yerleri çok daha ucuza görme şansı sunuyor. Eğer yurtdışı tatili yapmak ve onu da ucuza getirmek istiyorsanız gideceğiniz ülkenin parasının değerinin büyük önemi var demektir.Örneğin Ukrayna’nın 10 grivnası aşağı yukarı 1 TL’ye denk geliyor. Bunun anlamı o ülkeye gittiğinizde paranızın değerlenmesi ve tatilin ucuza gelmesi demek. Bu yaz Ukrayna düşünen Ankara ve Antalya travestilerine tek uyarım aman kendinize dikkat edin olacak malum savaşın eşiğinde bir Ukrayna var karşımızda. Tatilde en çok para harcanan konulardan birisi de yeme-içmedir. Bu konuda tasarruf yapmak istiyorsanız önceden gideceğiniz ülkenin ya da şehrin mutfak kültürünü ve orada nelerin mutlaka tadılması gerektiğini araştırın. Bunu yapmanız halinde iyi bir yemek için illa da pahalı bir restorana gitmenize gerek olmadığını göreceksiniz. Her ülkenin, şehrin illa ki biraz salaş ama orijinal lezzetler sunan bir lezzet durağı vardır. İlla şık bir mekâna gitmeniz gerekiyorsa da yemeğinizi önceden yiyip mekânda kahveyle idare edin.Şık bir otelde kalmak yerine, ev değişim programlarını, dönemsel kiralanan apart evleri ya da günlük ücretleri oldukça düşük olan üniversite yurtlarını değerlendirebilirsiniz. Hatta mutfağı olan bir yer bulursanız, dışarıda yemek yeme maliyetinden de kurtulmuş olursunuz. İyi tatiller dilerim travesti İclal.

Bilinçaltınızı temizleyin

Aslında insanın kendiyle barışık olması bir şekilde kafasında oluşuyor. Bilinçaltımız da başkalarını affettiğimizde sorun kısa yoldan çözüme kavuşuyor ya da ömür boyu bir kızgınlık dargınlıkla yaşayıp gidiyoruz. Bilinçaltını temizlemek için yaşam kalitenizi bozan hakim düşünce kalıplarınızdan, öncelikli olarak kurtulmak istediğiniz düşüncelere samimiyetle odaklanarak, bilinçaltı çekirdek inançlarınızı tespit etmelisiniz. Çok yemek yeme, spora gitmek istememe ya da hep aynı tarz ilişki yaşamaya yönelik düşünce ve davranış kalıplarınız olabilir. Alışkanlık diyoruz ya biz buna aslında bilinçaltı dayatması demek daha doğru olur. Kendi alışkanlıklarınızı düşünün mesela travesti kardeşim kötü bir alışkanlığın var ve kurtulamıyorsun çünkü bilinçaltın buna müsaade etmiyor. Her davranış bir amaca yöneliktir. Düşünce kalıbınızda var olduğunu düşündüğünüz amaç ya da pozitif niyeti tespit edin. Bu inanç hangi amaç ya da pozitif niyete hizmet ediyor (etti)?Mesela aşırı yemenin arkasındaki pozitif niyet rahatlama, kontrol etme, keyif alma, stres atma ya da yemeğin size eşlik etmesi inancı olabilir. Duygular bilinçaltı beyninizin temel dili olduğu için, düşünce kalıplarınızı bilinç düzeyine çıkardığınızda, orada birikmiş olan duygu enerjisini ifade imkanınız olur. Duygular sizi geçmiş tecrübelerinize ve düşünce kalıplarınıza bağlayan yapıştırıcı gibidirler. Değiştirmek istediğiniz davranış kalıbını yapmadığınızda rahatsızlık duygularını zihninizde oluşturduğunuz bir balona üfleyin ve…o duyguları balonun üzerine yazarak, hayalinizdeki o balonu patlatın. O davranışı yapınca hissettiğiniz olumlu duyguları da tespit edin, rahatlama, tatmin duygusu, mutluluk hissi olabilir. Bu inançlarla ilgili olduğunu fark ettiğiniz her duyguyu hissedin ve açığa çıkarın. Çok zor gibi görünebilir ama başaran dostlarımız var. Üstelik İstanbul, Ankara, Bursa, İzmir travestilerinden dostlarımızın arasından bu yöntemle bilinçaltını temizlemiş olanlar şimdi daha huzurlu bir hayat yaşıyorlar. Şu anki hayatınız ve imkanlarınızı düşünerek size rahatlama, tatmin duygusu ve mutluluk hissi yaşatacak, bu pozitif niyeti besleyecek alternatif yollar, davranışlar belirleyin. Eğer bilinçaltınızdaki pozitif niyeti tatmin edecek yeni bir şey bulmazsanız, beyniniz hemen eski düşünme kalıbınızı devreye sokacaktır. Buna engel olmak için, mutlaka o pozitif amacı besleyecek yeni meşguliyetler belirlemeli ve uygulamalısınız. Sevgilerimle travesti İclal.

Niyetini su bilir

İnsan vücudunun üçte biri sudur. Su olmadan insan olmamız mümkün değildir. Bu dünyada aç kalmak değil susuz kalmak öldürür insanı çünkü su canlı bir organizmadır. Suyun bir hafızası ve bir bildiği vardır muhakkak su dünyanın hatta evrenin tamamımın başlangıcını oluşturmaktadır. Su olmadan ne yeryüzü, ne gökyüzü, hiç bir canlı olamazdı. Bedenin yüzde yetmişi su ama beyinle birleştiğinde bu su anlam kazanıyor. O zaman hidrojen ve oksijen birleşimi olmaktan çıkıyor. Ve ona hangi dalga boyunu yüklersen o frekansa bürünüyor. Moleküler yapısı dönüşüyor, bedene şifa katıyor. Bütün kuşkularım, korkularım arınsın, bedenim bunlardan temizlensin diye geçirip, suyu içtiğinizde, o kesin şifadır. Çünkü sözlerle suya frekans yüklemiş oluyorsunuz. Düşündüğün anda beyin onu tanımlayarak bir dalga boyu yayıyor. Bir rüya gördüğünde suya anlatan bir travesti dostum vardı. Su her şeyi dinler ve iyi ya da kötü rüyalarını sadece su ile paylaşmalısın derdi. Ben de o günden beri gördüğüm her rüyayı suya anlatırım. Beni üzüntülerimden temizlesin diye içildiğinde bedene o şekilde aktarılıyor ve komutu yerine getiriyor. Huzura kavuşmak, dertlerden kurtulmak için önce derin bir nefes almak, yaşam enerjisini bedene aktarmak sonra da bu düşüncelerle suyu içerek şifa bulmak mümkündür. İnsanların huzura kavuşması için bedeni arındırmak çok önemli. Bir insana şifa olsun diye frekans yükleyerek verdiğimiz su, o kişinin bedenini temizler. Suyla ilgili uygulamalar onlarca. Örneğin büyüyü çözer, akıp gitmesini sağlar. Eve konulan bir kase su, bütün odalardaki negatif enerjileri yok eder. Zaten Ankara, İstanbul diğer şehirlerde yaşayan mesela İzmir travestileri her odaya bir kase su koymuyor musunuz? Bunu mutlaka denemelisiniz. Aklınızdan ne geçiyorsa bir bardak suya söyleyin sonra da o suyun yarısını için. Dilekleriniz gerçekçi olduktan sonra su size mutlaka yardımcı olacaktır. Suyun gücü başka hiçbir şeyde bulunmaz insanın hayat kaynağı sudur. Siz de suyun gücü ile kendinize yeni bir yön verin. Su yerine sıvı tüketmekle kendinizi aldatmayın suyun yerini hiçbir şey tutamaz. Sevgilerimle travesti İclal.

Duygularınızı bastırmayın

Yutkunmaktan bir hal olup habire duygularınızı bastırıyorsunuz. Oysa saygı çerçevesinde düşüncelerimizi belirtmemiz gerekir. Bırakın etrafınızdaki insanların size ne tepki vereceğini düşünmeyi, asıl içinize attıklarınızdan korkun. Çok yutkunan en sonunda boğulurmuş. Başkaları gücenmesin diye içimizde biriktirdiklerimiz var ya işte onlar bizim sonumuzu hazırlıyorlar. Sessizlik bilgeliktir, buna şüphe yok ve sessiz kalmak her zaman aptalca bir şey söylemekten daha iyidir. Yersiz bir yorum yapmadan ya da uygunsuz bir şey söylemeden önce, çenemizi kapatmak ve zekamızı göstermek düşünmeden konuşmaktan elbette iyidir. Söz gümüşse sükut altındır değil mi sevgili travesti dostlarım ve biz hep altın olmayı seçtik. Neden çünkü altın gümüşten daha kıymetliydi. Oysa bazen altınları geri verip gümüşleri almak istiyorum. Duygu ve düşüncelerinizi kendinize saklamak aslında karşınızdakinin sizi nasıl kırdığını ya da sınırı aştığını anlamasını engeller. Kimse müneccim değil, siz kırıldığınızı ya da üzüldüğünüzü söylemezseniz onlar da bunu anlayamayacaklar. Bazen sessiz kalmak bilgece bir harekettir, diğer türlü bilgece kelimeler seçmek zorunda kalırsınız. Ne zaman konuşup, ne zaman susmanız gerektiğini bilmek geliştirebilmesi mümkün olan bir yetenektir. Bu tamamen sessiz kalmak ya da aklınıza gelen her şeyi söylemek demek değil, aşırılık her zaman kötüdür. Dengeyi koruyun ama unutmayın ki duygularınızı saklamak sadece size zarar verir. Bu başkalarının size ait alanı işgal etmelerine, çizgiyi aşmalarına, siz sessiz kaldığınızda sizin yerinize karar vermelerine izin verir. Sonunda, diğerleri tarafından oynatılan bir kukladan farkınız kalmaz. O nedenle diyorum verin gümüşlerimi alın altınlarınızı diye bundan yıllar önce İstanbul’da henüz sokakları bile tanımazken tanıdığım İstanbul travestilerinden bir dostum bana söyleyecek bir sözün varsa sonraya erteleme sonrası olmayabilir demişti. Sanırım bu nedenle çok susmam ben, konuşmak gerekirse konuşurum, bilmediği konuda susarım. Hakkımı sonuna kadar savunurum ki bu benim en doğal hakkımdır. Şimdi takdir ediyorlar benim doğru sözlüğümü Ankara, İzmir, Bursa travestileri arasında adım çıkmış doğrucu Davut’a artık bu saatten sonra duygularımı hiç bastırmam. Siz de bastırmayın. Sevgilerimle travesti İclal.